Köşe Yazarı

A'dan Z'ye Köşe Yazıları & Köşe Yazarları

Daha neler göreceğiz

 

Daha neler göreceğiz. Siyasette şimdiye kadar görülmemiş karanlık ittifaklar var.

Geçtiğimiz günlerde bu fotoğrafları görmeyen kalmadı. Yan yana, omuz omuza, o ne kibirli duruştu öyle!

O duruşlar ömürlerinin sonuna kadar önlerine gelecektir. Müslüman milletimizin hafızasına kazınan kibirli kareler, asla silinmeyecek, şahitlik edecektir.

Tarihin hiçbir döneminde bu topraklarda zulüm abad olmamıştır. Çünkü topraklarımız mazlumların vatanıdır.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Haçlı zalimler ülkemizin büyük kısmını işgal etmişlerdi. Dünya tarihinde şehir şehir istiklalini kazanan tek millet bizizdir.

Bu şehirlerden birisi de istiklalinin yüzüncü yılını kutlayan Kahramanmaraş’tır. Toprağı gibi insanı da bereketlidir.

Önceki gün Cumhurbaşkanımız Erdoğan, istiklalinin yüzüncü yılı münasebetiyle Kahramanmaraş’ın kurtuluşunu anlattı.

Kahramanmaraş’ın istiklaline kavuşması, Malazgirt’teki fetih ruhunun küçük bir numunesidir ve milletimizin ruhunda bu numune kıyamete dek yaşayacaktır.

¥

Kahramanmaraş’ın istiklaline kavuşma günü, 12 Şubat 1920 senesidir. Bu tarihte Ulu Camii’de Cuma Namazı kılınmaz ve hoca efendi, işgal altında hutbe okunmayacağını ifade ederek şöyle der:

“Aziz Müslümanlar, kalesinde düşman bayrağı dalgalanan bir millet istiklalini kaybetmiş sayılır. Hür olunmayan yerde cuma namazı kılmak caiz değildir” dedikten sonra hutbedeki bayrağı alarak istiklal meşalesini yakar ve Maraş’ın kurtuluşu başlar.

Gerçi birkaç gün önce ilk hareketi Sütçü İmam başlatmıştır. İngilizler babalarının tapulu malıymış gibi Maraş’ı Fransızlara devrederler. Fransız askerlerinin kadınlarımıza yaptıklarına karşı Sütçü İmam’ın nasıl cevap verdiği malumdur. Geçelim.

Takvimler 30 Ocak 1932 senesini gösterdiği gün, asırlardır bütün Müslüman coğrafyalarda okunan ezanın aslı gibi okunması yasaklanır.

Kahramanmaraş ve milli mücadelenin zaferini kazandıran ezan ve camiler, başka bir mekâna dönüşür. Ezan yasaklanır, camiler kiliseler gibi düzenlenmeye kalkılır.

Tarih 16 Haziran 1950 senesini gösterdiği gün ise bu yasak, Müslüman halkımızın; “Yeter Söz Milletin” diyerek dinine sahip çıkmasıyla, Menderes hükümeti tarafından kaldırılır ve ezan aslına uygun okunmaya başlar.

¥

O güne dair yaşanan vakıayı Devlet eski Bakanı Hasan Aksay anlatmıştı. Onun anlattıklarından hatırımda kalanı kadarıyla paylaşayım.

Hemen her gün Ulu Camii’nin avlusunda sabah namazında bir sarhoşun sessiz sedasız yattığı görülür. Kimse de bir şey demezmiş. Rivayete göre sarhoş olduğu için hanımı eve almaz o da camiye sığınırmış.

Şahıs, ezanın istiklaline kavuştuğu gün de avludaymış. Ezan “Ulu Tanrı” yerine “Allahuekber” diye başlayınca birden yerinden doğrulmuş ve çıkıp gitmiş.

Namazın bitiminde cemaat gözlerine inanamamış. Adamcağız omzuna yüklediği koyununu getirip, “ezanın aslına dönmesi” uğruna kurban kesmiş.

Ezcümle:

Bizim milletimizin genetik yapısındaki bu imanı söküp atmaya ancak Allah’ın gücü yeter. Feraset sahibi milletimiz kim zalim kim mazlum bilir. Kirli ittifakları da bilir.

 

::: Yazının tamamını okumak için tıklayınız :::